Bir iş değerini vaktinde yapılmasına bağlı kazanabiliyor ve bu değer içerikten bağımsız vakit israfına göz yummuyorsa, gözlerin yaşarmaması için hiçbir sebep yoktur.
Üç kardeş, kameraya gülümsemiş ve bir araya gelişlerinin verdiği mutluluğu bir fotoğraf karesine sığdırmak istiyorlar. Fakat o kadar mutlular ki fotoğraf karesi küçük geliyor. Meğerse mutluluk, üç kardeşten gizlice büyümüş ve fotoğraf karesine sığmaz olmuş.
Vakit, zulüm gördüğü için zulmedene dönüp kızmış "Sabahı görmedin mi?" diye.
Kusur işlediği için işine dönmekten utanan bukalemun, renk değiştirmeyi bıraktığı için ölmüş, ortanca kardeş kurabiye sesini koklayarak mezar kazmaktadır. Büyük kardeş elindeki proje kağıdına son bir kez daha göz atıp en az enerjiyle mutluluğu fotoğraf karesine nasıl sığdırabileceğini düşünmektedir ve küçük kardeş on iki dakikadır iç dünyasında kurduğu cümleleri tekrar kontrol etmekte, bir çırpıda konuşabilmek için ağabeyinin müsait zamanını kollamaktadır.
Vakit, zulmü görene dönüp susmuş "Böyle mi sessiz kaldın?" dercesine.
"Abi..." diye söze başlayan küçük kardeş, "Efendim..." diye kesilen cümlesinin "Hani tek çırpıda söylerdin beni?" nidasına kayıtsız kalamayıp donmuş. Buna dayanamayan gül ağlamış. Biri çıkıp tekrarlamış "OKU!" diye. Bir diğeri hıçkırmış. Birisi "hiçbir" şey yapmamış. Başka biri hiç "birşey" yapamamış. Birisi de yapmak istememiş. Öteki oturup bunları izlemekte. Ortanca "biri"lerine kızmış "Nedir bu kayıtsızlığınız?" diye ve utanıp mangalda bir yanı kızaran vakti iyice pişmesi için tersine döndürmeye çalışmış ve okumuş.
Vakit, zulüm kokan bahçeye sormuş "Yemeğe atacak tuzunuz da mı kalmadı?" diye.
Mutluluk bir şeyler yaşamış, gözleri yaşarmış ve yaşlanmış.
Vakit, zulme dönüp "Ağla ve fakir kal!" demiş.
Konular dağıldığını sanmış fakat birde bakmış ki bulunduğu yerde çift başlı bir mum yanıyor.
Vakit, zulme dönüp "Ağla ve fakir kal!" demiş.
Konular dağıldığını sanmış fakat birde bakmış ki bulunduğu yerde çift başlı bir mum yanıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder