30 Haziran 2015 Salı

HaliMola


- Hayırlı Ramazanlar muhterem takipçilerimiz. Google 'mola' yazınca yukarıdakine benzer resimler gösteriyor.
- Halim Zeki çok meşgul olduğundan yazmıyor değildi. Bir aydan daha önce şu aşağıdaki satırları yazmış idi. Sonra kendisine kızıp, öylece bırakıp dönmüştü yüzünü. Buyrun görün halimi, Halim'in yüzünü.
- İşte böyle ne halde bırakırsan, o halde bulursun. Siz de o halde bulun. Bu durum mola vermeleri gereksizleştirmez ama, zira halimin derivativi pozitife dönmüş olabilir.

Bana kendini beğenmiş demeyesin sayın okurum.
Ama şöyle bir durum var.
Ben hayata dair çok çok az şey bildiğimi biliyorum.
Senin de benden hallice olmadığını biliyorum.
Ama sonra sen kendinden o kadar emin cümleler kuruyorsun ya,
İçimdeki o kötülük canavarı şöyle fısıldıyor:
"Ya hu herkes mi gerizekalı bu memlekette?
Bir ben Zeki'yim..."

Bana kendini beğenmiş demeyesin sayın okurum.
Bu Halim kendini beğeneceği bir beden bulamamış daha.
Ama ricam olsun senden sayın okurum,
En nihayetinde bu satırları yazan da bir Allah kulu.
İnsan bazen yorgun olur sayın okurum,
Apaçık gördüğü saçmalığı soramayacak kadar.
En nihayetinde bende de bir çift göz,
Sende de...

Sen benden, hazır gözden de söz açılmışken,
Romantiğe bağlamamı beklersin belki sayın okurum.
Ama onu yapmak için güçlü olması lazım kişinin.
Güçlü olup da romantizm yapan ise, israftadır.

Bu bir şiir değil sayın okur.
Ürküttüğü kurbağadan özür dilettirilecek bir adamdan bahsediyorum.
Onun sözü şiir olur mu hiç?

18 Haziran 2015 Perşembe

Fark ılık ise yoktur farklılık


Bir cisme baktığımızda, aynı şeyi farklı açılardan görürürüz. Örneğin, sen cismin ön yüzünü görürken, ben aynı cismin arkasını görürüm. Aynı cisme, ortak bir nokta belirlemek suretiyle, sırayla aynı açıdan baksak bile, sen kendi gözünle benden bilmem kaç saniye önce, ben kendi gözümle senden Allah bilir kaç saniye sonra görmüş olurum. İkimizin aynı anda, aynı açıdan, aynı gözle bakabilmemiz mümkün olmayacağı için, ortak bir noktaya bakmamıza rağmen onu yorumlayışımız farklılıklar içerir.

Peki bu farklılık bizi, baktığımız şeyin varlığı veya yokluğu hakkında bir anlaşmazlığa götürebilir mi? Problem bu kadar basit düzeye indirgendiğinde elbette bu soruya vereceğimiz cevap "hayır" olacaktır. O halde şunu söyleyebiliriz: "Dünyada bu kadar çok farklı sesin duyulması, 'farklı' oluşumuzdan kaynaklanır." Aslında hepimizin karşı karşıya geldiği olgular, kavramlar, cisimler, renkler, şekiller, canlılar ve cansızlar bellidir ve başlıdır; ancak bunların hepsi, herbirimiz için farklı şeyler ifade eder.

Farzedelim arkadaşlarımızla bir toplantıdayız ve içimizden biri kendince bir görüş öne sürmüş olsun. Sen ve ben bunu kabul edelim. Diğerleri de bunu reddetsinler. Bu şey olsun veya olmasın, doğruluğu hakkındaki görüşler bizi normal şartlarda ikiye ayırır. Buraya kadar bir problem yoktur; ancak toplantının geriye kalan kısmında eğer az önce tartıştığımız görüş hakkındaki farklı yorumundan dolayı içimizden birinin söylediği apayrı ve bir önceki konudan bağımsız bir meseledeki düşünceye önyargı ile bakılıyorsa işte bu bir problemdir.

İşaret edilen şeye değil de işaret edene bakmış ve yanılmış oluruz.

İçimizdeki ihtilaflar olağandır, olmuştur ve olacaktır. Yapmamız gereken akıllıca hareket edip en az zararla bunu aşmaktır.

Farklı uçlarda dikiliriz.
Aynı kubbede birleşen, aynı hakikatı haykıran
Bir caminin minareleriyiz...

Kardeşlik bilincimizin kuvvetlendiği, gözden uzaktakileri de görüp yanımızda hissettiğimiz, yanımızdakileri uzağa itmediğimiz günlerin duası ile...

12 Haziran 2015 Cuma

Ortanca bahar


"İnsanların ön yargılı olduğuna inanmak" ön yargısını kırabilenlere selam olsun...

Soğuk toprak, bugün daha da daraldı.
Köşe kapmaca oynuyor mevsimler.
Bugün akrep gömleğini çıkardı.
Kırılsın artık, göze batırılmış dişler.

Kor ne kadar soğuk, kar derimi yakarken,
Tayfası ben ve nefsim batan bu geminin.
Zaman şu delikten su gibi akarken,
Tek bir yaprağı kaldı kardelenimin.

Saçım varken kel, siyahken beyaz...
Unuttu unutmak kimdeydi sıra.
Kaleme söyledim içimdekini yaz.
Okur belki biri üflenmeden sûra.