22 Eylül 2015 Salı

Zincir Çekirdeği


            Ben aslında Halim Zeki değildim.
Yazmak için çok gençtim.
Yazmak için çok gencim.
Ben Rabb’imin kuluyum.
Ona hakkıyla itaat etmek istedim.
O bana ikramda bulundu.
O beni imtihan etti.
İkramda bulunmakta ve imtihan etmekte…

Ben bir ara çok darlandım.
Hangi işe niyetlensem,
Kendimi kendime engel buldum.
Yazmak için gencim evet;
Bu kadarcık yaşadıklarımı yazıp,
Bir ömür kendimi bunlara mahkum etmek için
Fazlasıyla gencim…

Zaten o güne kadar neler yapıp ettiysem,
Neler yazıp çizdiysem,
Neler atıp tuttuysam…
İşte onlardı yeni ufuklara açılmama mani olan zincirler.

Sahip olduklarım ayağımda pranga,
Söylediklerim dilimde,
Sevdiklerim gönlümde…
Gönlümde hüzün, dilim sivri,
Gözlerim itaat etmez, kulaklarım pek hassas…
Ben kendimi nereye hapsettim?
Rabb'im ikram etti,
Ya benim şükrüm mü eksik?
Rabb'im beni imtihan etti de,
Onu kendi bileğime ben zincirledim.

Sen dedim kendime
Bu ayaklarınla hangi yol kabul eder seni?
Bu ellerin neyi işler de işe yarar?
Kulakların paslı, gözlerin kör.
Bu bedenle mi amel edip,
Bu fikirlerle mi eyleyeceksin?
Ya bu paslı duygular...
O ismini de bunların sonunda harcayacak mısın?
Annenin sana yakıştırdığı o güzel ismini…
Zaten zincirlenmişsin her taraftan.
Daha fazla yazık etme kendine.
Bak, ben Halim Zeki, sana bir teklifim var.
Yazılarımın son noktasını koyunca altına benim imzam atılır.

Kabul…
Başım üstüne Halim…
Lâkin, satır aralarında kırdığın kalplerin hesabını, bana sormayacak mı Rabbim?

Halim Zeki        

20 Eylül 2015 Pazar

Bir insan bir lisan



Ay deyince aklıma gökyüzü geliyor. Ne kadar da küçüğüz...

"Bir insan piramitlerin yakınındaki bir kulübede mutluluğu bulabilmiş ise, niye bir sarayın düşlerini kurar?"

Küçüğüz ve küçük şeylerle de mutlu olabiliriz. Küçük de olsa insan, doğru yolu bulması çok büyük bir mutluluktur.

Gökyüzü deyince aklıma yağmur geliyor, yağmur deyince de su...

Su temizler, kirden arındırır. Su yardımdır. Su olmazsa yaşayamayız demek suyu verene muhtacız demektir.

Su deyince aklıma bardak geliyor, bardak deyince cam...

Elimi uzatıp arkasındaki eşyaya dokunmamı engelleyebiliyor iken cam, o eşyayı görmemi durduramıyor.

Tesettüre, bir perdeye muhtaçtır cam.

Cam deyince aklıma süs geliyor, süs deyince çiçek...

Çiçek hoştur. Çiçek gönül almaktır. Çiçek, hayat ve ölümü anlatır.

Çiçek deyince aklıma renk geliyor, renk deyince insan...

Hepimiz farklı renkteyiz. Hepimizde farklı bir lisan...

Bir insan, bir lisandır.

"Ay" benim için "insan" demekken senin için farklı bir şey ifade edebilir.

"Akıl, akıl olsaydı adı gönül olurdu" demiş üstat.

Akıl bir yere kadar bağlayabilir, gerisi artık gönüllerde...

3 Eylül 2015 Perşembe

Mücadele


bilenmiş bir bıçak gibi rüyam,
böldü gecemi
ortadan ikiye.
çocuk ağlaması koktu buram buram.
kandırıldım
iyiden iyiye.

pusu yedik yine kardeşliğimize,
mazi dururken
sapasağlam.
düşeceğimize birbirimize
düşmanımın
mermisiyle vurulam.

siperdeyim...
mermiler yağdıkça üstüme,
şüphedeyim
acaba dönmeli mi geriye?

ve bir inanç,
bir ses var içimde:
"kal ve savaş"
bağırır kulağım dibinde.

nerdeyim?
yine aynı siperden bu parçalar.
kendimde miyim?
iyileşmedi şarapnelli yaralar.

ve siz,
                 şarap elli yârlar...

çekilin geriye,
görünmeyen yere.

ve bir bomba...
düşer ve boğazlar beni
karanlığın içine.
kalkmazsa,
kaldıramazsam bedeni
ödemezsek bedeli...

doldur şarjörünü sevgili
nedir mermin?
sıfır beş mi yedi mi...

saz mı silahın?
notalar mı merhemin?

patlat fikirlerini,
salla baltanı putlarına.

parçala
ve sapla kılıcını
zalim planlarına.

...
ama düşeriz
eğer kalkmazsa
kaldıramazsam bedeni
ödemezsek bedeli...