kışın gelişidir, yeryüzüne tesettür.
ama sen... kalmıyorsun çadırda!
şu sözünü etmediğiniz yeni tür,
ağlar bu kelimelerin altında.
ama sen... kalmıyorsun çadırda!
şu sözünü etmediğiniz yeni tür,
ağlar bu kelimelerin altında.
bu, metro kapısına dayalı beden…
soruyorum kendime, kimim ben?
ayakta dikili yirmi beş dakika;
yürüdüm ve az ilerde durdum.
bu fikrime yapılan kaçıncı şaka?
düşündüm ve az sonra kudurdum.
bu, yorulan ve “neden”
bilmeyen…
soruyorum
kendime, kimim ben?
gözleri görmeyenin,
utangaca;
kulağı duymayanın,
suskuna,
uzattığı gülüm
ben kanımca.
dalıveren cahiller yokuşuna…
dalıveren cahiller yokuşuna…
bu, tırnağıyla
parmağını delen...
soruyorum kendime,
kimim ben?
yanı başımda durur güller...
neyin derdindeyim ben sahi?
susmayı öğrenmeden sirenler,
kafandan ayrılmaz şahi...
bu, şimdi nefes alan, ölmeden...
soruyorum kendime, kimim ben?
(bence de) bunlar bilinmeli...
hangi kalem muhtaç mürekkebe?
insan, nerede hangi yaşına inmeli?
hangi karanlık aydınlığa gebe?
ve neden girdiğimiz yol engebeli?
şairin dediği, çiçeklerin tükendiği yerden...
soruyorum kendime, kimim ben?
bu kaçıncıların,
sonuncusu?
sayalım mı hiç
korkmadan yeniden?
tespit edebildin
mi sorunu?
soruyorum kendime,
kimim ben?
