15 Ocak 2016 Cuma

Hasret


            Ha şimdi
-          Sevgili okurum; sen bu satırları okurken isimlendirilmeni hak ediyorsun, bitiyor.
-          Okumak..?
-          Evet… Ben bu satırları yazarken hasretimi dile getirmek istiyorum.
-          Özlem mi, hasret mi?
-          Özlediğim doğrudur ama… Hasret daha üst bir seviye…
-          Niye üst diye tanımladın?
-          Özlem de, hasret de insanın acziyetinden olduğu halde… Niye benimki hasret, daha üst model gibi bir yarışa girdim. “Allah’ım bizi koru…”
-          Yani?
-          Çünkü okurum… Sözlük birincil olarak hasrete özlem dese de, o daha ötededir. Hasrette öncelikle bir şeyin kaybedilmiş olması gerekir. Bundan dolayı da derin bir elem hali hakimdir…
-          Hasretini anlatacaktın..?
-          Özlem olsa anlatırdım işte. Onda önemli olan falancadır. Falancayı çok özledim diyorsun, anlatıyorsun özlemini.
Hasretlik öyle mi? Kederden falancayı unutmuşsun...

Yahut umuda tohum ek: hasret kafesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder