29 Aralık 2014 Pazartesi

Göz kapağı

Hasta ve yorgunsun. Üzerinde bir yük yüklenmişsin. Göz kapakların bir yük yüklenmiş. Haydi yaz derviş.
Adem’in oğlu, tercihini yaparken ne tarafa gitsin. Göz kapağını mı dinlesin?
Adem’in oğlu tercihini yaptığında, kendisini ‘zayıftım, onun için bunu yapmak durumunda kaldım’ diye savunuyorsa, ona demezler mi: ‘zayıftım diyorsun ama, bu yaptığını yapman yapmamandan daha fazla kuvvet ister’
Adem’in oğlu tercihini namazı kılmaktan yana kullandı. Çünkü, namaz uykudan hayırlıydı. Sabah kalktığında da ne kadar yorgun olursa olsun, namaz olacaktı tercihi. Çünkü, namaz onu kötülüklerden alıkoyardı. Namazda bir kolaylık vardı onun için, ve bol menfaat.
Adem’in oğlu göz kapaklarına artık onları dinleyeceğini söyledi. Dinlenmeyi hak etmiş olmalıydı göz kapakları. Dinlenmeyi hak etmiş miydi Adem’in oğlu, bilmiyordu. Ama, üzerinde yorulduğu yolda olduğu için hamdetti, ve o yolda istikamet sahibi olmak için dua etti.

25 Aralık 2014 Perşembe

Tekerlek

Silüet mi bu gördüğüm?

Net çizgilerden oluşmuş koyu tabaka.

Altında onca anlamın yattığı sapsarı altınlar da mı kararır?
Parmağını sarmalayışı bile hüzün kokarken.

Kör düğümlerin çobanlık ettiği sorular
Acımadan
Beynimin en kıvrak yerine atar çapayı
Hiç sormadan.

Emek yatar sevgide,
Şu kadar beklemek ve üstüne bir şu kadar daha bekleyebilmek.

Zamanı unutmaktır sevgi,
Emek kokan sergide.

Her noktası, ayrı noktalarla son bulmuş efsane cümlelerle açıklanır.

Sadece okuma yazma bilmek yetmez.
Hatta yazan bile okuyamaz bazen.

Bu çelme malesef ki düşüremez zamanı
Seni anlar ancak sen de gezen.

Silüet mi bu gördüğüm?

Oluşmamış içeriğin dolgun ve kapkara görüntüsü.

22 Aralık 2014 Pazartesi

Tacireyn

- Ee, verdin mi?
- Aldığı kadar…
- Ne aldı?
- Şey var mesela ikimizde de, “vardır bir hayır” deyip geçemiyoruz.
- Peki ya hiç düşündün mü, ya birisi “ardınca devam etmende vardır bir hayır” derse?
- Yok.
- Geride kalana vardır bir hayır diyorsun da, önünde durana diyemezsinki. Eksik bir kader inancı gibi, tevekkül yok içinde.
- O zaman mücadele et… “olması gereken” kısmını düşünüyorum ben hala.
- Olması gereken kardeş, o dürüst olacak sen dürüst olacan; o bir ferd olacak sen bir ferd olacan, o yalan söylemeyecek sen yalan söylemeyecen. Sonrası, insan ticareti…
- Nasıl yani?
- Karşılıklı faydanın, menfaatin artışı, zararın ise en aza indirgenmesi. Kendinden feda edeceksin, ama kendini feda etmeyeceksin. Çizgi burda olsa gerek…
***
- Beklemek benim bileceğim işmiş...

Sen hiç ölümü istedin mi sayın okur? Defterler açılsın orta yere...

19 Aralık 2014 Cuma

Uyku II

Petekleri mesken edinmiş kediler
Ya bir serinlik toplar saçlarını ellerimden
Ya da vur deyince öldüren kelimeler.
Kalsın dur kalkma dediğim yerden.
Sakın üzülmesin çamura batmış aynalar,
Hazandan sonra başlar bu dank edişler
Ve anlar bu hayale gark oluşu analar,
Kalsın dur kalkma dediğim sesten.
Sözüm işarettir noksanlı bu adım
Ve sayıp ardına bakakalan dudaklar
Önce kendi duruşumu yadırgadım
Kalsın geride beklediğim duraklar.

18 Aralık 2014 Perşembe

Yolculuk

Eve dönüş vaktidir,
Otobüs camına baş koymuş kırkında çınarlar için.
Anlam yüklü hamal kelimelerin
Sahipsiz olmayan yarına bakakalışı,
Acziyet ve kuru kemiktir, bir köpeğin ağzına kahvaltı olan.

Fazlalık nerede bu yapıda?

Yığınla eksikliğin biriktiği duvarlarda çarmıha gerilmiş hatıralar,
Oturduğu yerde ayazın boğazıyla dans edişini izleyen bu hastanın
Yüzünü çenesinden kavrayıp çevirsin hakikate doğru.

Kan, gözyaşı ve ter...

Çıktığı kaynağa hayat veren üç damla.
Niteliğin artışı bu niceliklerin eksilişi ile mümkün.

Ve burada durmalı inananlar, bir ömür de olsa.
Çünkü bilirler ki "Kün, feyekûn..."


15 Aralık 2014 Pazartesi

Şura

                Seri bağlantı;
Zincir en zayıf halkasından kırılır.
                Paralel bağlantı;
Çöpleri tek tek kırmak kolay iken, 100 çöpü birbirine bağladığınızda insanın onu bükememesi.
                İkisi de misal verilir, bir toplumun, topluluğun davranışını, kaderini izah etmeye çalışırken. Peki, ikisi birbirini yalanlıyor mu?
                Yoksa bunlar mühendislikte sık sık kullanılanlar gibi birer “approximation” mı? Approximation kelimesinin türkçe karşılıklarından biri benzerlik ise, o da “misal” kelimesini çağrıştırıyor ise, neden olmasın.
                O zaman, gerektiğinde zayıf halkaları birbirine paralel bağlamayı bilmeli. Toplum öyle dinamik olmalı ki, çekecekleri yüke göre halkaları yeniden şekillendirebilmeli. Ellerinde işlerinin şura ile olmasını emreden bir kitap olduğu için, şükretmeli müslümanlar. Ayrıca düşünmeliler de, o emri.
                Bu dersleri çıkarırken göz önünde bulundurmamız gereken “approximation”: ilk iki durum elemanların lineere yakın davranış gösterdikleri zamanlarda geçerlidir.
                Peki, hayatta karşımıza çıkan elemanlar her zaman lineer davranışlar mı gösterecekler?

12 Aralık 2014 Cuma

Hiç kırıksız dünya

Laflardık içine kısılı kaldığımız ranza kenarında,
Bir mum ışığı üflerdi üstümüze gecenin soğuğunu.
Bu hıçkırık avutur mu duvarları salıncak sırtında,
Hangi kayıt, altında saklar, beni güpegündüz soyduğunu?

Sen mi? Yüzün mü? Siz mi acaba bu direk?
Başlı başına yağmur sonrası yüzümü yalayan rüzgar,
Bu gecekonduyu tutacak ayakta kıyamete dek.
Allah bilir hangi devri alem sana olacak yâr.

Sert bir bakış, yenilen bir dayak sende gizli.
Akla getirir; bir son var, sonu olmayan bir son
Çıkarır gün yüzüne, içine sinik ölü bedenimi,
Fikrimin olur olmaz beynimde teptiği horon.

8 Aralık 2014 Pazartesi

Uyku

Geceyi bir örtü kılan,
Gündüzü çalışma zamanı yapan... Rabb'e hamdolsun...
Uykuyu dinlenme kılan, O...

İnsan niçin uyur? Ve niçin uyanır insan?
Uyuduğunda çalışması gereken yok mudur?
Yahut uyandığında dinlenmesi gereken hiçbir şey kalmamış mıdır?

İnsan niye biri birine, bişeyi o an yapmadığı için kızar, yahut ötekini o an yapınca takdir eder?
İnsan niye dünya üzerinde kendi uykuya giderken çalışmaya başlayanlar olduğunu unutur?

Uyuyan mı doğruyu yaptı, çalışmaya başlayan mı?
Senin tercihin doğru idi, ama sen tercih ettin diye yaptığın şey doğru olmadı.
Tercihinin arkasında samimiyetle dur, ama bil ki karşındaki yeni uyandı...

5 Aralık 2014 Cuma

Dava

İyiliğe süzgeçtir geç saatlerin huzursuzluğu.
Yokuş aşağı salıverilen umutların,
Bir daha açılmamak üzere kapanan kapısına
Son bir depar atıveriştir, yetişemeyeceğini bile bile...

Sorarım insanlara, sandığımız kadar kolay mı insanlık?

Kendi fikir yumağında ısınıp, ötekine bu (konforun) içinden sırt çevirmek mi cesaret ya da dava adamı olmak? Hayır, bu en büyük korkaklıktır.

Sorarım nefse, sandığın kadar kolay mı insanlık?
Biliyorum hiçte zor değil ellerini başının arkasında birleştirip, yuvarlanış manzaralarını izlerken arkana yaslanmak.

Başka fikirleri rahatça dinleyebilecek özgüvene sahip olmak ve onlara anlatmaktır davana güvenmek. Bilirsin ki ona hiç birşey dokunmaya güç yetirmeyi hayal bile edemez.

Sonuna baştan imza atarsın bu teslimiyetin.

Çünkü bilirsin ki bu herkesin bir gün bileceği bir bilinmezliktir.

Çünkü gecenin, yıldızlar arası gerili ipe takılıp düşeceği günün sabahı çetindir.


1 Aralık 2014 Pazartesi

Davet

Oku sabah akşam, sürekli Kuran'ı.
Git konuş, onlara anlat Rahman'ı.

O iken tüm merhametlerin hakimi
Sorma kuldan, merhametin ecrini.

Sakın ha yaklaştırmaya kalkma,
Merhamet ile nefsindeki tuğyanı.

Sen yaymaya devam et selamı
Güven oluşsun işitende nidanı.

Süreklilik esas sünnet-i Rasul'de
Bilinç ile geçirmelisin her anı.

Gemileri yakmak değil çözüm
Sebat ile savunmalısın davanı.