18 Ekim 2015 Pazar

Burası Yangın Yeri

Burası dünya; yanmakta olan bir apartman...
Çıkışa yakın olanlar kurtulmuş.
Kurtarılmayı bekliyor onca yukarıda oturan.
Baksana! Saat kaç olmuş?

Eline bir branda verilmiş dışarıdakilerin.
Bu yangın yeri et ile kudurmuş...
Vakti yaklaşmakta içeride bekleyenlerin.
Baksana! Saat kaç olmuş?

Kimi unutmuş yanmakta olanları,
Bırakmış brandayı, yere oturmuş.
İzliyor yukarıdakiler o anları...
Baksana! Saat kaç olmuş?

Bizim birlik olmamız gerek.
İnsanlığın tek kurtuluşu olan İslam'ı,
Ancak bölünmeden, parçalanmadan, bir ve diri tutarak
Yanmakta olan dünya apartmanından kurtuluş arayan imdada muhtaçlar için
Güvenip atlayabilecekleri bir branda olarak sunabiliriz.

Aksi halde bu apartman ve içindekiler yanmaya devam edecek...


11 Ekim 2015 Pazar

Sekinet



Bir derviş deyince;
Yavaş yürüyen ve yavaş konuşan bir adam canlanıyor benim kafamda.

Yavaş yürüyor…
Yetişeceği bir yer yok mu bunun?
Bir hedefi vardır muhakkak.
Her adımının hakkını vermek istiyor,
Kendini hedefe götüren…
O adımın geri dönüşü olmayacak.

Yavaş konuşuyor…
Anlatacağı bir şey yok mu bunun?
Bir çift kelamı vardır muhakkak.
Her kelimenin hakkını vermek istiyor,
Kendini ifade eden…
O kelime yeniden yorumlanmayacak.

Çok sakin değil mi?
Nereye ayak basarsa,
Sakini olduğu bir mahallede sanki.
Her nerede konuşsa,
Kendi ev ahalisine konuşuyor.
Sakin…
Yani; duruma hakim.

“O, müminlerin kalbine sekinet indiren…”

Bu sakinliğin hakkını vermek istiyor,
Bu hakimiyetin hükmünde adil olmak…

Hızlı konuşan, acele yürüyen ise ne yapsın?
Yukarıdaki satırları elinden geldiğince yavaş işliyor.

2 Ekim 2015 Cuma

Mumdaki ben


Şöyle derdim:
Şuydu derdim...

Üzerdi beni ve aynayı, küstüm.
Önümde duran beni yoran yokuş...
Kir pas içindeydi başım ve üstüm.
Sesini duyduğum yine aynı kuş.

Kilitlendi aklım, oldum asabi.
Fırtına gibi çıkıverdim. Bittim...
Cezamı ver; beni burda as abi!
Sarhoş beni tutmadım, sırtından ittim.

Şimdi bakıyorum, karşımda kaçık...
Doğru! Kolay değil kahrını çekmek.
Nefes alıyor, kapı halen açık.
Yaşamaya yeter kuru bir ekmek.

Bendeki beni iyice bir süzdüm.
Sorarım: "Nerede bükülür uzay?"
Mum alevini karanlığa büzdüm.
Şimdi cevap ver, aydınlık dolunay!

Kafamın arkasında oturur o,
Bazen de okumadığım bir kitap.
Bağrışır detone olmuş bir koro;
Bilmez, ev sahibi düşmüştür bitap.

Yüreğim, ormanlar kralı aslan...
Kükrer durmadan idam sehpasında:
"Cesaretin varsa bekleme as lan!"
Yoktur bir B planı kafasında.

Geçen geçti, seçen yol aldı, bağladı.
Kafamda eski sorulu bir silah...
Aynadaki ben alnından ağladı.
Sordum neresi ferah, nerde felah?

Birden duruldum, yalnızım ben ile...
Ve bir ayet; şöyle diyordu bana:
"Kalpler ancak Allah' ın zikri ile
Mutmain olur." gerisi boşuna...