Anlatayım sana,
Çünkü sen doğruyla yanlışı ayırt edebilirsin.
Hak ile batıl arasındaki farkı iyi de bilirsin.
Siparişle yazılmayacağını, ne zaman istersem o zaman yazacağımı da bil, ey dost.
Bir ormanın içersinde, yalnız başınayken. Kozalakların tıkırtıları...
Ay ışığında mı? Güneş'in pırıltısının eşliğinde mi? Eh o kadar da seçim hakkın olsun...
İnsanların seni meşgul edemeyecekleri bir mesafeden, sadece bir insanlık yükü bedenin taşırken... Kim bilir kaç insan yükü yükledin göğsüne?
Yüklendikçe ağırlık yapıyorlar. Bazen bir tanesi tümünü ezer. Hatta bütün insanlığı sırf o bir taneyi kaldırsın diye davet edersin. Bu, insanların seni meşgul edemeyecekleri bir mesafede. İnsanlar seni meşgul edecek mesafeye geldiklerinde dostum, hiç bir planın tutmaz. Çünkü dost dahi acı söyler.
Sen o geniş gönlünle diyeceksin ki, acısını da çekmeyeceksem dostun anlamı nedir? Haklı çıkacaksın bir defa daha...
Dedim ya doğruyla yanlışı ayırt edebilirsin sen. İki kişinin farkını da pek tabi bileceksindir. Birisi sen olan iki kişi...
Biliyorum birisi sen olunca hesaplar biraz karışıyor. Açıklamama gerek yok hepiniz biliyorsunuz bunu. Dışardan gözlemlediğin iki kişinin farkıyla, birini içerden birini dışardan gözlemlediğin iki kişinin farkı bir olur mu? Farkların farkını da biliyoruz.
O yüzden sen birisi sen olan iki kişiye, uzaktan baktığın iki kişi gibi bakma. Uzaktaki iki kişinin hissettiklerini hissetmen zordur çünkü, ama birincisi sen olan ikinci kişi senin aynandır. Biliyorum sen ormanı seversin, yahut bir denizin kenarındaki kumda yalnız başına kale yapmayı.
Dostum ne uzaktan baktığın o iki kişi senin gibi kale yapacak, ne birisi sen olan ikinci kişi... Buna rağmen senin elinde bir güç var onun adı da karşılıksız paylaşmak.
Aslında o kadar da karşılıksız değil. Anlatması da zor, anlaması da bunun; karşılıksız paylaşmalar karşılıklıdır.
Bir de tabi paylaşmayı paylaşmak var.
Benden bu kadar...
Birkaç kere kendime, birkaç kere gönlüme okudum. Her seferinde farklı bir cümlede sıkılmadan keşfe çıktım. Siparişle yazılmaz demeseydiniz "dost" bir seri olsa mı ki diye bir cümle de kurabilirdim.
YanıtlaSilKarşılıksızlık, bu kelime de içime oturdu. Kaleminize kuvvet, dostunuza şifa...
Okudukça aynaya bakarmış gibi; kendi yüzüme... Yüzümdeki kırışıklıkları görüyorum aynada ve her kırışıklıkta kendimi daha da iyi tanıyorum.
YanıtlaSilİki kişiyi bir yapamazsın, aşikâr! Sadece iki kişinin birbiri ile paylaşmasını sağlayabilirsin, paylaşanlar da zaman içerisinde birbirlerine benzeyecekler.
Lakin bazı şeyler ağır gelir. Mesela, arkadaşların için bizim işimizde ona yer yok denilmesi. Neden yok? Hiçte bile gayet var. Bakin ben onunla iş yapıyorum ve o sorumluluklarının son derece farkında... Böyle dersin hakkında konuşulan dostun için. Ama sonra bir şey olur, bir sebeple veya sebepsiz, dostunun sorumluluklarından kaçtığını görürsün... Hâklı çekiyor olamazlar, bu yüzden sen de dostunun üzerine gider, belki kaba kuvvetle: "Bana onların hâksız olduğunu göster!" dersin...
Kırılmasın o dost, dostu farkında farkların... Sadece dostunu bir daha üzmesinler ister; ne gittiği evden çevrilsin, ne talip olduğu gönülden...
Bir dost.