22 Ocak 2015 Perşembe

Ne idüğü belirli

şöyle, eskimiş bir kazak
ve acemi bir kahve...
kaldırımda birleşmiş
ellerim birbirine.
yürüdüm kimse görmeden
uyandırmadan mutluyu,
mezar başında dikili
huzurlu muştuyu.
ıslak ve kenarı acıyan
çocuk burnumla
hiç bir yer kalmadı
gireceğim başka.
sigara içmiş ağzımı
tuttun bağırmam diye
bu masum duruşun
olsun mu bana hediye?
yokuş ortası el yanakta
dersini dinlemekte,
sorgulu sualli bir yaşam
derdiyle direnmekte...
derin bir nefesle başlar
göğe bu şarkımız;
ve soluksuz sürer gider
arza bu gazamız.
tek tük işitilen,
kargacık burgacık,
hiç yalansız bir yaşam;
ama azıcık karmaşık.
ne idüğü belirsiz,
ön dişleri dökük,
söylenmiş bir türkü,
kazağının önü sökük.
dinlemeden konuşan,
anlamadan dinleyen,
düşünmeden atlayan,
biri olmak neden?
dinleyerek konuşan,
anlayarak dinleyen,
atlamadan düşünen,
biri olmak varken...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder