19 Ocak 2015 Pazartesi

Tevbe

Boş bir sayfa doldurulmayı bekler…

“boş bir sayfa” sözü insana temiz olanı çağrıştırır, nedense. Boş bir sayfa açmak…

Hani küçükken oynardık ya, elini kaldırmadan çizmece. Hala oynarız. Hayat öyle işte, elini kaldırmadan çiziyorsun. Ne yaparsan yap, bir şey yapmış oluyorsun.

Geri dön Halim, boş sayfa… Evet o kadar alışmışız ki yazdıkça kirlenen sayfalar düzenine, sürekli bir boş sayfa kutsamacılığı. Temiz mi? Temiz olan sayfa, Alemlerin Rabb’inin ‘temiz sayfalar’(80:13-14) dediği sayfalardır. Yazılıdır, boş değil. Hem de hakikat!

Hayatın da öyle işte. Yol gösterenin o temiz suhuflar ise, temiz yazarsın sen de, Allah’ın izniyle. Hem o zaman görür onlarda, ve derler ki “boş sayfa da neymiş..? Adam’a bak nasıl da dolu dolu yazmış, yaşamış..”

Tevbe; silmek değil yazmak… Uzun bir yazının altına “bunların hepsi yanlıştı” yazmak, yazabilmek. N’oldu, zoruna mı gitti? Çok havalıydı değil mi ‘yeni boş bir sayfa açmak’ ? Sen her şeyi yap, sonra kimseciklerin farkedemeyeceği tertemiz bir sayfayla devam et. Ne kadar da kendini beğenmişsin. Kendini beğendiğin gibi, önceyi de beğenmiş oldun.

Tevbe, bir ilan… “Ben, Alemlerin Rabb’inin gözetmekte olduğu fakir. Hatamı bildim ve bir daha yapmamak için elimden geleni ardıma koymayacağım.”

Ve bir meydan okuma; “Sen, kim oluyorsun? Hatalarımı başıma kakıp, beni boyunduruk altına almaya çalışıyorsun..! Benim kulluğum yalnız Allah’a… O; tevbeleri çokça kabul eden..!”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder