29 Ocak 2015 Perşembe

Perhiz

Hüzünlenmeye muhtaç üşengeçlerin, bunu kendim yaşadığım için söylüyorum, yaptıkları tek doğru şey, yaptıklarının yanlış olduğunu bilmeleridir. Hani şu intihar mektuplarına "üzülme" ile başlayan adaylar gibi.

Kavramların neyi kapsadığını kavramak önemli, keşke haklarını verebilseydik. Neyi, niçin ve ne kadar, ne yapmalı biçimli sorulara nasıl ki herkes için bir cevap vardır, işte bu gerçeği önemsememek de bu denli çeşitli derecelere haizdir. Belki şu iki paragrafla bile benim hangi 'derekeye' ait olduğum hakkında bir çıkarım yapılabilir. Sıfırın altında olduğumu bildiğim için bunları yazıyorum.

Bir önceki paragraf, özeleştiri noktasında ifrat-tefrit sınırı tanımamazlığın en belirsiz örneklerinden birini teşkil eder. Perhizin, zayıflamak için mi, israftan kaçınmak veya lent için mi olduğu, kişiden kişiye değişmenin sadece zamanla değil mekanla da doğru orantılı olduğunu gösterir.

Açıkcası bunların tamamı hayatımıza yön verenin, özgür irademizle seçimi sonucu oluşur. Farkında olmasak da eylemlerimizin büyük bir çoğunluğu görünmez bir " if ", yani karar mekanizmasına bağlıdır ve geriye kalan işlerimizi de aynı mekanik ile çalıştırmak mümkündür. Dikkat etmemiz gereken husus, bu eyleme "doğru" veya "yanlış" ataması yapacak karar merciine neyi ya da kimi tayin ettiğimizdir. Görünmez dedik ki etrafımız "sahibi bile farkında olmadan nefsini oraya yerleştirmiş ve hayatını oynayıp bitirmiştir" hikayeleriyle doludur.

Bizim tek ihtiyacımız “İnsanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak” [2:185] inen Kur'an'ı bu karar mekanizmasının merkezine koymaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder