hikayemize devam edelim... nerde kalmıştık?
evet, bilmediğinizin umrumda olmadığı nadide efkarlardan biriydi o.
düşüncesi, çileden çıkarıp başka bir çileye sokan kusursuz nezaket örneği;
akşam ve gece arasındaki ince görünen kalın çizgiydi o.
düşündükçe küfredesi gelen dilimi bağlayan ince ip, dinle beni!
pasif içtiğim sigaraydı o, ciğerimi sahibinden de çok saran.
rüyasını bile ancak rüyalarda görebildiğim
"sanane benim hatalı düşüncemden, benim günahlarımdan",
diyerek çekip gidemediğim, sıkışıp kaldığım andı o.
yüzüne bakmaya yüz bulamadığım,
muma attığım hayali makastı o.
evet o'dur, oluru olmaz düşüncelerime sebep.
sonbahara uçaktan kağıt sallayan, "belki mektup yazarsın" diye
çığıran sestim ben;
kağıttan uçaklar yapıp sonbahara sallayan.
baksana sürüngen, senden bahseder oldum, en olmadık yerde
hani derdin ya, kimse görmesin beni,
seni okuyor şimdi, yorgun gözlerle yapılan bayık bakışlar.
bağırasın geliyor, biliyorum
"yapmayın ulan, okumayın beni!
"size diyorum. nerden çıktınız, nerden buldunuz beni?"
boşuna yorma kendini sürüngen,
boşuna yorma kendini süregeldiğim
okumaya devam ediyor bir çift göz, kapalı deyip geçmeden
o
rüyasını bile rüyalarda görebildiğim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder