Müdürün tokatından iki gün
sonrası. Selasının üzerinden dört saat geçmiş bir Cuma ikindisi. Okul dağıldı.
Ayşen her Cuma olduğu gibi yolunu uzatıyor evine dönerken. Havalar iyice
soğumaya başladı ve ağaçlar yaprakların yarısından çoğunu hışırtılarıyla belki
kışın gelişini mutlulukla karşılamamıza yardımcı olur diye yollara sermiş.
Kalbime son kez soruyorum, “bak bunca zaman sustuk, bugün yapmayı düşündüğümüzün
içine hiçbir art niyet karışmadı değil mi?” Aldığım cevap olumlu. Ve karşısına
çıkıyorum.
-
Selam olsun.
Sessizlik… Derin bir nefes
çekiyorum, söyleyeceklerimi karıştırmamak için bir Osmanlı delikanlısı kıvamına
ayak uydurup.
-
Söyleyeceklerimi dinleyesin. Gönlüme düşmüş bir
muhabbet olduğu doğrudur. Onun ne zamandır orada olduğunu bilmemekle birlikte,
hiçbir zaman açığa çıkıp doğruluğuma leke sürmesine izin vermediğime ben
şahidim. Hiçbir zaman bunu açığa vurup, bu fakirden daha öncelikle şahsınızı zorda
bırakacak değildim. Şu an bunları söyleme sebebim de, içine düşürülmüş olduğum
duruma dair inkarımı zatınız nezdinde vuzuha kavuşturmak istememdir. Samimiyetimin
nişanı, bu işittiklerinize karşılık vereceğiniz herhangi bir tepkinin
tarafımdan sessizlikten başka bir karşılığı olmayacağıdır.
Ve arkamı dönüp hızlı adımlarla
uzaklaşmaya başladım. Ta ki, “Nevzat, dur!” nidasını işitene kadar. Durdum. Bir
yandan ilk kez adımın o seste nasıl tınıladığının tecrübesinin şokunu atlatmaya
çalışırken, içimde bir kavganın süregeldiğini farkettim. Osmanlı delikanlısı
masaya yumruğunu vurup haykırdı:
“Bre gafil, ne durdun? Hani hiçbir
art niyet karışmamıştı yapmayı düşündüğüne!”
O an herşey sustu. Çatlayasıya
koştum, başımı ablamın dizine koyup derin bir iç çekebilinceye dek.
...
Bunları anlattığımda sorgu
odasındaki adamın siniri geçmiş gibiydi. Herhalde ilk kez anlattığım bir konuda
hiç sözümü kesmemişti. Muhtemelen onun açısından sorguya çekilme sebebimle hiçbir
alakası olmadığı için böyle dinlemişti anlattıklarımı. Bu durum devam eden
süreçte daha az hırpalanacağım anlamına geliyordu sanırım. Sahi ya, içimi
kaplayan o sinirli yapı liseden bu yana nasıl kaybolmuştu da, şu düşürüldüğüm
halde bile bu kadar rahat davranabiliyordum?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder