11 Şubat 2015 Çarşamba

Sorgu IV

Müdürün tokatından iki gün sonrası. Selasının üzerinden dört saat geçmiş bir Cuma ikindisi. Okul dağıldı. Ayşen her Cuma olduğu gibi yolunu uzatıyor evine dönerken. Havalar iyice soğumaya başladı ve ağaçlar yaprakların yarısından çoğunu hışırtılarıyla belki kışın gelişini mutlulukla karşılamamıza yardımcı olur diye yollara sermiş. Kalbime son kez soruyorum, “bak bunca zaman sustuk, bugün yapmayı düşündüğümüzün içine hiçbir art niyet karışmadı değil mi?” Aldığım cevap olumlu. Ve karşısına çıkıyorum.

-          Selam olsun.

Sessizlik… Derin bir nefes çekiyorum, söyleyeceklerimi karıştırmamak için bir Osmanlı delikanlısı kıvamına ayak uydurup.

-          Söyleyeceklerimi dinleyesin. Gönlüme düşmüş bir muhabbet olduğu doğrudur. Onun ne zamandır orada olduğunu bilmemekle birlikte, hiçbir zaman açığa çıkıp doğruluğuma leke sürmesine izin vermediğime ben şahidim. Hiçbir zaman bunu açığa vurup, bu fakirden daha öncelikle şahsınızı zorda bırakacak değildim. Şu an bunları söyleme sebebim de, içine düşürülmüş olduğum duruma dair inkarımı zatınız nezdinde vuzuha kavuşturmak istememdir. Samimiyetimin nişanı, bu işittiklerinize karşılık vereceğiniz herhangi bir tepkinin tarafımdan sessizlikten başka bir karşılığı olmayacağıdır.

Ve arkamı dönüp hızlı adımlarla uzaklaşmaya başladım. Ta ki, “Nevzat, dur!” nidasını işitene kadar. Durdum. Bir yandan ilk kez adımın o seste nasıl tınıladığının tecrübesinin şokunu atlatmaya çalışırken, içimde bir kavganın süregeldiğini farkettim. Osmanlı delikanlısı masaya yumruğunu vurup haykırdı:

“Bre gafil, ne durdun? Hani hiçbir art niyet karışmamıştı yapmayı düşündüğüne!”

O an herşey sustu. Çatlayasıya koştum, başımı ablamın dizine koyup derin bir iç çekebilinceye dek.

...


Bunları anlattığımda sorgu odasındaki adamın siniri geçmiş gibiydi. Herhalde ilk kez anlattığım bir konuda hiç sözümü kesmemişti. Muhtemelen onun açısından sorguya çekilme sebebimle hiçbir alakası olmadığı için böyle dinlemişti anlattıklarımı. Bu durum devam eden süreçte daha az hırpalanacağım anlamına geliyordu sanırım. Sahi ya, içimi kaplayan o sinirli yapı liseden bu yana nasıl kaybolmuştu da, şu düşürüldüğüm halde bile bu kadar rahat davranabiliyordum?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder