Şakağımda kurumuş kanım, sırtımda
yırtılan gömleğimle sokaktayım. Etrafta kimse yok. Karanlık, yabancı bir
yerdeyim. Saat kaç bilmiyorum. Yanımda ne telefon var ne de cüzdan. Nereye
giderim, ne yaparım soruları aklıma gelmeyecek kadar umursamazım. Tanımadığım
bir kız yüzünden bir hafta dayak yedim. Oysa tanıdığım bir kızın hatırası kadar
acıtmadı. Kaldırımın kenarına çöktüm kaldım. Başım ellerimin arasında, gözüm
kapalı.
Ne kadar süre öylece kaldım
bilmiyorum. Yanıma bir arabanın yaklaştığını hissettim. Kafamı kaldırdım yan
camı indirmeye çalışan adamın yüzünü henüz göremedim. Ve şimdi görüyorum.
Kendisine yakıştıramadığım bıyığı ile içimde korku ve umudu bir arada yaşatan o
çehre. Ayhan. Acı dolu bir bakışla “Nevzat” diyor. “Ayhan” diyorum “ben sana ne
yaptım?”. Gözlerini benden kaçırıyor. Pişman gibi. Ama ben üsteliyorum. “Ne
istediniz benden? Zeliha kim?”. Ayhan ses çıkarmıyor. Camını açtığı kapıyı
uzanıp açıyor. Bu bir teklif. Geri çevirme lüksüm yok. Hiç bilmediğim bu yerden
belkide çıkış biletim. Biniyorum arabaya. Isınmak için camı kapatıyorum. Ayhan’ın
bakışları yolda bir noktaya takılmış. Kırık bir sesle “Her şeyi anlatacağım,
ama önce affet.” diyor. Sesindeki ciddiyet beni endişelendirse de kabul
ediyorum teklifini ve “affettim” diyorum. Arabayla daha önce hiç gitmediğim
yollardan geçip Üsküdar’da buluyoruz kendimizi. Güneş doğmak üzere. Deniz
kenarındaki büfeden iki simit iki de sıcak çay alıyoruz. Ayhan anlatmaya başlıyor.
Ben çayımı yudumluyorum.
-
Liseden sonra akademiye girdim. Ordan mezun olunca
istihbarat eğitimi aldım, altı sene güneydoğuda görev yaptım. iki ay önce
Suriye’den giren sekiz kişilik bir terörist grubun peşine düştük beşini
yakaladık. Üçü elimizden kaçtı. Bombalı eyleme hazırlanıyorlar. Nevzat,
içlerinden biri Ayşen. Zeliha kod adıyla eyleme hazırlanıyor…
“Ayşen!”
Bardak elimden düşüyor.
“Zeliha!”
Simit elimden düşüyor.
***
Halim Zeki'nin notu:
Bizleri kırmayarak bu bölümü kaleme alan İlker Sabreder kardeşimize teşekkür ederiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder